Slavija, ti i ja
23 Mayıs Cumartesi günü Belgrad’da Trg Slavija’da, yükseköğretim kurumlarının mensubu olan öğrenciler “Sen ve ben, Slavija, çünkü öğrenciler kazanıyor” sloganı altında bir protesto mitingi düzenlediler.
11 ay aradan sonra, öğrenci bloğu tekrar sokaklara döndü. Novi Sad Tren İstasyonu faciasını takiben ablukalarının başlamasından (Kasım 2024 sonu) bu yana Slavíja’da üç kitlesel toplantı düzenlendi. İlki, 22 Aralık 2024’te fakültelerdeki ablukanın başında gerçekleşti; 100.000 vatandaş ve öğrenci, büyük duyurular ve hazırlıklar olmadan meydanda toplandı. Bir sonraki etkinlik geçen yıl 15 Mart’ta gerçekleşti; bu, Yugoslavya sonrası Sırbistan’ın yakın tarihindeki en büyük etkinlikti ve kitle 200.000’i aşıyordu. Son buluşmaysa 28 Haziran’da Aziz Vitus Günü’nde yapıldı ve seçimlerle Novi Sad tren istasyonunda yaşanan kazaya ilişkin kurumsal sorumluluk üzerine odaklandı; tahminlere göre o dönemde Slavija’da yaklaşık 170.000 kişi bulunuyordu.
Bu üç buluşmadan 15 Mart ve 28 Haziran tarihlerinde düzenlenen ikisini izlemek için Belgrad’a gelmiştim. Ayrıca Novi Sad Tren İstasyonu faciasının yıl dönümünde de Sırbistan’a gelmiş ve Novi Sad’a gitmiştim. Özellikle 15 Mart tarihinde yapılan yürüyüşler ve miting taraflı tarafsız herkeste heyecan uyandırır nitelikteydi. İnsanların heyecanı, değişim isteğinin yüksek sesle haykırılması ve iktidardaki korku çok net hissediliyordu. 28 Haziran tarihinde yapılan miting ise dinci, milliyetçi bir havaya bürünmüştü ve alandan ayrılan büyük bir çoğunluk öğrencilerin 8 ay sonunda Vučić gitsin demekten başka yeni bir sloganı olmadığını gördü, ancak yine de umutlu ve heyecanlıydı. Değişim yavaş yavaş gelsin de, nasıl gelirse gelsin mantığı ağır basıyordu. Ben özellikle haziran mitingi sonrası her gün azalan desteği görüyordum. Apolitik gençlik, Z kuşağı, yeni bir direniş ve yeni bir taktik bir yana, ortada olan tek gerçek vardı: siyaset üretemiyorlardı. Sokaktaki, okuldaki, tezgâhtaki, fabrikadaki, tarladaki insana geleceğe ilişkin bir politik söylem yoktu. Daha kötüsü ise kitlenin sembolleşebilecek yüzü, liderleri, halkın takip edeceği isimleri yoktu. İsimsizler hareketi gibiydiler. Fakat iktidar partisinin korkusu sabitti. Hakikaten öcü gibi korkuyorlardı yaşananlardan, bu yüzden de Ulusal Meclis’in önünde dünya tarihinin en çirkin, en ucube işgalini başlattı iktidar. Çadırlarda sabıkalı, aranan, suça meyilli birçok insanı aylarca öğrencilere karşı muhafaza edip besledi iktidar.

Sırbistan geleneğinde aylar süren protesto yürüyüşleri son derece normaldir. Bu farklı başlamıştı, hayatı durdurma noktasına gelmişti öğrenciler. Yaz tatilinin araya girmesiyle eylemler azaldı ve en sonunda herkesi çileden çıkaran, yaşlıları, hastaları, çalışanları adeta isyan ettiren 16 dakika saygı duruşuyla trafiği kesme eylemi dışında bir şey kalmadı. Bu eylem öylesine saçmaydı ki, Novi Sad’da 16 değil 160 kişi hayatını kaybetse, her gün 160 dakika mı durduracaktınız trafiği, denilmeye başlandı. 30 yılı aşkın süredir eylemleri takip ederim. Avrupa, Ortadoğu ve Balkanlar’da ısrarla devam ettirilen en saçma eylem buydu, gördüğüm. Emin olun binlerce insan öğrencilerden bu sayede uzaklaştı. Yetmedi, hiçbir umut veren siyasi-ekonomik söylem üretilmedi. Vučić gitsin, sorumlular hesap versin. Süper, sonra ne olacak? Seçime giriyor musunuz? Hareketinizin siyaseti ne? Ne yapacaksınız, adaleti sağlamak ve ekonomiyi düzeltmek için? Cevaplar kimseyi heyecanlandırmıyor, tatmin etmiyor. Tek şansları, Vučić iktidarının olumlu siyaset üretemez halde olması ve ekonominin kısmen hükümetten de bağımsız olarak her gün daha zayıflaması.
Ülke Çin ve Rus işgali altında. Asyalı ve Türk işçi dolu. Belgrad başta olmak üzere, yabancılara toprak ve mülk satışı zirve yapmış halde. Sosyal ve kültürel yapı zedeleniyor. Rus nüfusun koloni gibi yaşaması ve kira-gıda enflasyonunu artırması, Çinli nüfusun Belgrad’da bazı mahalleleri adeta Pekin’in arka sokaklarına çevirmesi, kural tanımaz Ortadoğulu ve Asyalı nüfusun kontrolsüz artışı gibi ciddi sorunların çok uzağında öğrenciler. Ülke tam bir kara para aklama cenneti adeta. Paravan şirket sayısı tarihi zirvesinde. Sokaklarda yemek kuryesinin yarısı kadar uyuşturucu kuryesi var. Yabancı nüfus, özellikle Ortadoğu ve Asya kökenliler bahis, kumar, uyuşturucu üçgeninde at koşturuyor. Zaten ülkede Sırp, Rus ve Çin çeteleri, mafyası sayamayacağın kadar çok. Konut ve barınma sorunu arttı. Yeşil alanlar Arap sermayesine ve Türk inşaat şirketlerine kurban ediliyor. Altyapı yerlerde ve legal yollarla ortalamanın üstünde yaşamak imkânsız hale gelmek üzere. Öğrenciler Sırbistan’da olan bitenden çok uzaklar. Dar ve popülist bir söylem içinde boğuluyorlar. “Studenti Pobeđuju” yani Öğrenciler Kazandı yazınca kazanılmıyor. Ülkenin tüm gerçeklerini masaya koyup çözüm yollarını anlatmalılar. Ancak Sırbistan’da meclis ve meclis dışındaki muhalefet bundan çok uzak.
Cumartesi yapılan mitinge gelecek olursak benim gözlemlerim:
- İnsanlar kesinlikle 2025 kadar heyecanlı değillerdi.
- Alan 2025’e göre kısmen boştu. 2025’te 10 metre öteye geçmek için 50 kişiden müsaade isterdin ve buna rağmen dakikalarca on metre ilerleyemezdin. Dün tüm kalabalığa rağmen meydanı dolaşmak günlük yürüyüş rahatlığından bir tık daha zordu. Yani, alanda ne MUP rakamına göre 34 bin vardı, ne de muhalefetin AI yazılımlarına dayanarak açıkladığı gibi 170 bin. Geçen seneki 28 Haziran buluşmasındaki kalabalığın yarısı vardı. Metrekare üzerinden kitle hesabı hatalı çünkü insanlar arasındaki boş mesafe geçen senenin iki katından fazlaydı.
- İnsanlara sordum, ne diyor öğrenciler, hangi sorunları ortaya koyup hangi çözümleri anlatıyorlar vs. Kimsenin net cevabı yoktu. Çünkü protestonun merkezinde böyle bir politika üretimi yok. Çok sayıda kişi kürsüye çıkıp konuştu. Heyecanlandıran ve umut veren bir içerik yoktu. Milliyetçisi, dincisi, liberali, muhafazakârı, seküleri, demokratı, garip solcusu, eski askeri ve anarşisti alandaydı, ancak Vučić’in söylediklerinden farklı bir politik üretkenlikleri yoktu.
- Sırbistan Devlet Başkanı Aleksandar Vučić Sırbistan’da parlamento seçimlerinin 2026 Eylül sonu ile Kasım ortası arasında yapılacağını duyurdu. Bu kısa sürede Vučić ve partisinin %40’ın altına inmesi şu aşamada çok gerçekçi değil. Öğrenci bloğunun da %25’i bulması çok çok büyük bir başarı olur.
- Bu direnişin Sırbistan’ın protesto, miting ve sokaklara inme alışkanlığını daha ne kadar kullanabileceği meçhul.
- Öğrenciler, dün katılanların da yarısını bir sonraki toplantıya getiremeyebilirler ve bunun farkında değiller.
- Vučić hükümeti, dünyadaki savaşlar ve ekonomik krizin her ülkeyi sarsmasına ek olarak çok başarılı dış politika sürdürmüyor. BAE, İsrail, Azerbaycan, Rusya ve Çin’e anahtarları dağıtmışlar, kapıları onlar açıp onlar kapatıyor. İşgücü de Asya, Ortadoğu, Çin ve Türkiye’den sağlanıyor. Enflasyona, pahalılığa karşı açıkladıkları ekonomik önlemler de havada kaldı. Buna rağmen öğrenciler henüz SNS’i sandıkta yebilecek seviyeden çok uzaklar. Özellikle kırsalda SNS çok kuvvetli.