Adriyatik’te Yaprak Dökümü
Karadağ’daki Türk Sermayesi Sırbistan’a mı Taşınıyor?
Karadağ (Montenegro), son yıllarda Adriyatik kıyılarında sağladığı esnek şirket kurma prosedürleri ve vize muafiyetleri sayesinde Türk yatırımcılar, girişimciler ve yerleşimciler için adeta bir çekim merkezine dönüşmüştü. Ancak Podgorica ve Budva sokaklarında hızla büyüyen bu ekosistem, son dönemde ciddi bir yapısal krizle karşı karşıya. Sayıları 500’ü geçen ve önemli bir kısmının illegal bahis, lisanssız online casino faaliyetleri, kontrolsüz danışmanlık mekanizmaları veya sadece oturum izni almak amacıyla kurulan “merdiven altı” paravan şirketlerden oluştuğu iddia edilen bu yapı, Karadağ’ın Avrupa Birliği (AB) entegrasyon sürecinin sert duvarına çarptı.
Geçtiğimiz yıl yaşanan asayiş ve regülasyon krizlerinin ardından Türklere yönelik vize muafiyetinin kısa süreliğine askıya alınması ve yılbaşında yeniden başlatılması, fırtınanın sadece ilk habercisiydi. Bugünlerde ise Brüksel’in zorlamasıyla 2026 yılı sonuna kadar Türklere yönelik vize muafiyetinin tamamen kaldırılacağı, mevcut oturum izinlerinin ve paravan şirketlerin çok büyük bir kısmının iptal edilerek kapatılacağı senaryosu masada. Bu durum, Karadağ’daki Türk göçmen kitlesinin ve sermayesinin yönünü haritada hemen yan tarafta bulunan Sırbistan’a çevirmesine neden oluyor. Peki, bu kırılmanın ardından en kuvvetli olasılık nedir? Sırbistan, eski Yugoslavya ülkelerinin diğerlerine nazaran biraz daha gelişmiş bankacılık sistemi ve iyi hayat standartlarıyla yeni bir Türk göçü dalgasına sahne olur mu?
“Havadan Karaya” Rotaları ve Vize Uyumu Baskısı
Uluslararası göç literatüründe Karadağ ve Sırbistan ekseninde yaşanan bu hareketlilik, “araçsallaştırılmış hareketlilik” (instrumentalized mobility) ve “ikincil hareketler” (secondary movements) başlıkları altında incelenmektedir. Avrupa Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansı (Frontex) ve Karma Göç Merkezi (MMC) tarafından yayımlanan güncel risk analizleri, Batı Balkan coğrafyasının “vizesiz seyahat” rejimlerinin AB sınır güvenliği mimarisi için en büyük kırılganlık alanlarından biri olduğunu savunmaktadır.
Göç akademisyenleri ve saha araştırmacıları, bölgedeki göçmen ve yatırımcı profilini net bir biçimde ikiye ayırmaktadır:
- Alt Gelir Grubu: Türkiye üzerinden yürüyerek veya botla Yunanistan/Bulgaristan kara sınırlarını zorlayan kitle.
- Orta-Üst Gelir Grubu: Pasaport, yasal ikamet veya vize muafiyetlerini kullanarak doğrudan Balkan ülkelerinin havalimanlarına iniş yapan ve literatürde “Havadan Karaya Rotaları” (Air-to-land route) olarak tanımlanan taktiği kullanan kitle.
Frontex ve MMC raporlarına göre, geçerli pasaportları veya yatırım yoluyla edindikleri statüleri sayesinde Belgrad, Saraybosna veya Podgorica gibi vize istemeyen Balkan başkentlerine rahatça uçabilen bu orta-üst gelir grubu, deniz ve kara sınırlarındaki ölümcül tehlikeleri tamamen bypass etmektedir. Ancak bu durum, Avrupa Komisyonu’nun Batı Balkan ülkelerine yönelik “Vize Uyumu” (Visa Alignment) baskısını maksimum seviyeye çıkarmıştır. AB, üçüncü ülkelere sağlanan vize serbestilerinin havalimanları üzerinden bir “arka kapı” olarak suistimal edildiğini raporlamakta ve Balkan ülkelerinden bu muafiyetleri derhal kaldırmalarını talep etmektedir. Karadağ’ın 2026 sonuna kadar vizesiz seyahati sonlandırma hazırlığı ve şirket kapatma operasyonları, tamamen bu kurumsal dış baskının bir sonucudur.
En Kuvvetli Olasılık Nedir? Sırbistan Yeni Bir Merkez Olabilir mi?
Karadağ’daki yasal boşlukların kapanması ve AB müktesebatının yürürlüğe girmesiyle birlikte, önümüzdeki dönemde yaşanması en muhtemel stratejik senaryolar ve Sırbistan eksenindeki göç dinamiği şu şekilde analiz edilebilir:
1. Sırbistan’a Yönelik “Nitelikli ve Kayıt Dışı” Sermaye Göçü
Sırbistan, özellikle Belgrad merkezli olmak üzere, Karadağ’a ve bölge ülkelerine kıyasla daha gelişmiş bir finansal/bankacılık altyapısına, makroekonomik hacme ve hayat standardına sahiptir. Karadağ’da oturum haklarını kaybeden, ancak Balkanlar’daki operasyonel varlığını sürdürmek isteyen Türk şirketleri, daha kolay şirket kurma prosedürleri sunan Sırbistan’ı birincil sığınak olarak görecektir. Bu durum, Sırbistan’a yönelik ciddi bir Türk beyaz yaka ve sermaye göçüyle beraber kayıt dışı merdiven altı yapıların akışını tetikleyebilir.
2. Gri Alanların Tasfiyesi ve Sırbistan Güvenlik Duvarı
Ancak madalyonun diğer yüzü, Karadağ’dan Sırbistan’a halihazırda taşınmış olan veya taşınmayı planlayan paravan şirketleri (özellikle illegal bahis, online casino ağları ve danışmanlık ofisleri) için çok daha zorlu bir sürecin beklediğidir. Sırbistan, bölgedeki ana geçiş ve konaklama noktası olarak halihazırda AB ve Frontex’in en yoğun denetim mekanizmalarına tabi tuttuğu ülkedir. Karadağ’dan kaçan kayıt dışı ekonominin Sırbistan bankacılık sistemine ve yasal mevzuatına uzun süre tutunabilmesi de facto imkansızdır.
3. Kaçınılmaz Domino Etkisi: Sırbistan’ın da Kapanması
En kuvvetli ve kaçınılmaz olasılık, Karadağ’da vize serbestisinin bitişinin ardından Brüksel’in tüm baskı mekanizmasını Sırbistan ve Bosna-Hersek üzerine yoğunlaştıracağıdır. AB doktrinine göre, bir kişinin yasal olarak pasaportuyla Belgrad’a inip ardından Avrupa içlerine sızması ya da bu bölgeyi bir kayıt dışı finans üssü olarak kullanması sistemin tamamen çökmesi anlamına gelmektedir. Dolayısıyla, Sırbistan’a yönelecek Türk göçü yapısal olarak kısa vadeli bir “vaha” bulsa da, orta vadede Sırbistan da Avrupa Birliği’nin vize uyumu baskısına boyun eğmek zorunda kalacaktır.
Sonuç
Karadağ’da Türk şirketlerine ve oturumlarına yönelik başlamış olan tasfiye süreci, Batı Balkanlar’da “vizesiz konfor alanının” sonuna yaklaşıldığını gösteriyor. Sırbistan, ex-Yu ülkelerinin diğerlerine göre gelişmiş finansal altyapısı ve sunduğu yatırım avantajlarıyla Karadağ’dan kaçan Türk nüfusu ve sermayesi için ilk durak olacaktır. Ancak bu hareketlilik, Sırbistan’ı Avrupa Birliği radarında bir sonraki hedef haline getirmekten başka bir işe yaramayacaktır. Sınırların aşırı güvenlikleştirildiği, Schengen vize süreçlerinin aşırı zorlaştırıldığı 2026 göç rejiminde, Balkanlar’ı paravan şirketler üzerinden bir sıçrama tahtası olarak kullanma stratejisi yapısal olarak iflas etmektedir.