“Operation GLOBAL CHAIN” ve Karadağ’daki Güney Amerika Ağı
Europol’ün Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’te kurduğu operasyonel merkezden yönetilen bu harekat, Balkan rotasının sadece Ortadoğu ve Asya menşeli göçmenlerin geçiş yolu olmadığını, aynı zamanda transatlantik bir insan ticareti laboratuvarına dönüştüğünü kanıtladı.
- Güney Amerika Bağlantısı: Şebekenin Brezilya, Kolombiya ve Venezuela’dan getirdiği kurbanları vize muafiyetlerinden yararlandırarak önce Balkanlar’a soktuğu, ardından Karadağ üzerinden Adriyatik deniz yolu veya kara sınırlarını kullanarak AB’ye (İtalya ve Hırvatistan) taşıdığı tespit edildi. Kurbanlar lüks turizm ve inşaat sektöründe “çalışma vaadiyle” kandırılarak bölgeye getirildi ve Karadağ’da pasaportlarına el konularak borç sarmalıyla fuhuşa ve zorla çalıştırmaya zorlandı.
- Operasyonel Detaylar: Karadağ Emniyeti (Uprava policije), AB finansmanlı EU4FAST (Batı Balkanlar’da Kaçakçılıkla Mücadele Eylemi) programının sağladığı anlık veri paylaşım altyapısı sayesinde, 146 kritik noktada eş zamanlı baskınlar yaptı. Şebekenin lojistik ağını yöneten Karadağ ve bölge vatandaşı 4 ana elebaşı yakalandı. Bu operasyon, Podgorica’nın AB Fasıl 24 (Adalet, Özgürlük ve Güvenlik) kriterlerine tam uyum sağladığını Brüksel’e göstermek için kullandığı en büyük koz oldu.
Željava Hava Üssü Krizi ve Sınır Şiddetinin Yeni Boyutu
Soğuk Savaş döneminde Yugoslavya Halk Ordusu tarafından inşa edilen, Avrupa’nın en büyük yeraltı askeri havalimanı olan Željava Üssü, bugün Hırvatistan ile Bosna-Hersek (Bihaç/Una-Sana Kantonu) sınırında tam bir jeopolitik kriz merkezine dönüşmüş durumda.
- AB’nin Dışsallaştırma (Externalisation) Politikası: AB’nin yeni Göç ve İltica Paktı çerçevesinde, sığınma başvurularını birlik sınırlarının dışına itme stratejisinin en somut örneği Željava’dır. Hırvatistan’ın buraya kurmayı planladığı 1.500 kişi kapasiteli “Kayıt ve Geçici Toplama Merkezi”, Bosna tarafında büyük bir infial yarattı. Bölge halkı ve yerel siyasetçiler, bu merkezin kalıcı bir “Avrupa tampon bölgesi hapishanesine” dönüşeceğini savunuyor. Üstelik bölgede hala çözülmemiş mayın riskleri ve askeri atıklardan kaynaklanan çevresel tehlikeler mevcut.
- “Sayısal Tecrit” ve Akıllı Telefon İmhası: Sınır hattından bildiren yerel gazetecilerin ve insan hakları örgütlerinin raporlarına göre; Hırvat sınır polisinin geri itme (pushback) operasyonlarında yeni bir sistematik yöntem uygulanıyor. Yakalanan göçmenlerin telefonları sadece ellerinden alınmıyor; ekranları ve GPS modülleri kasten kırılarak kullanılamaz hale getiriliyor. Buradaki temel amaç, göçmenlerin Hırvatistan topraklarına girdiklerini kanıtlayan coğrafi konum verilerini (GPS loglarını) yok etmek ve geri itme davası açabilecek sivil toplum örgütleriyle iletişimlerini tamamen kesmek.
Operation Global Chain Katılımcı ülkeleri:
26 AB üye devleti ve 17 AB dışı ülke (toplam 43 ülke), Kuzey Makedonya’nın Üsküp kentinde bulunan Avrupa Koordinasyon Merkezi’ne katıldı:
Arnavutluk, Avusturya, Belçika, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Kıbrıs, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Almanya, Gürcistan, Yunanistan, Macaristan, İzlanda, İrlanda, Kosova*, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Malta, Moldova, Karadağ, Hollanda, Nijerya, Kuzey Makedonya, Norveç, Polonya, Portekiz, Romanya, Sırbistan, Slovakya, Slovenya, İspanya, İsveç, İsviçre, Tayland, Ukrayna, Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri (Federal Soruşturma Bürosu), Vietnam
Katılımcı kurumlar ve projeler:
Ameripol, Europol, EL PACCTO, EU4FAST, Frontex, INTERPOL
*Bu tanımlama, statüye ilişkin tutumlara zarar vermez ve BM Güvenlik Konseyi’nin 1244/99 sayılı Kararı ile Kosova’nın bağımsızlık ilanı hakkındaki Uluslararası Adalet Divanı’nın görüşüyle uyumludur.

Operasyonun toplam sonuçları
1 024 kişi gözaltına alındı (334’ü insan ticareti, 690’ı diğer suçlar nedeniyle);
2 070 mağdur ve potansiyel mağdur tespit edildi (1 908’i yetişkin, 162’si çocuk);
201 yeni şüpheli tespit edildi;
465 yeni soruşturma açıldı;
80 belge sahteciliği vakası ortaya çıkarıldı.
Soruşturma sonuçları, mağdurların büyük çoğunluğunun kadın ve yetişkin olduğunu ve bunların %64,2’sinin cinsel sömürü amacıyla kaçırıldığını göstermektedir (%20,9’u zorla suç işleme, %11,3’ü zorla çalıştırma, %1,5’i zorla dilencilik, %2,1’i diğer biçimler). Cinsel sömürü amacıyla insan ticareti mağduru olan reşit olmayanların oranı ise %86,4 ile daha da yüksektir (%6,2’si zorla çalıştırma, %3’ü zorla dilencilik, yaklaşık %0,6’sı yankesicilik gibi zorla suç işleme, %3,8’i diğer biçimler). Bu vakaların çoğunda, mağdurlar genellikle aile üyeleri tarafından sömürüldükleri için mağdurların korunması zor olabilmektedir.